Thursday, June 25, 2015

TBMM yemin toreninin dusundurdukleri

Bir kac gun once yapilan 25. donem milletvekili yemin toreni sirasi ve sonrasinda facebook'ta rastladigim yorumlar ulkemiz insani hakkindaki cok aci bir gercegi bir kere daha gozler onune serdi. Cogu siradan vatandas, toplumdaki egemen cogunlugun ezici gucu ve gurultusu arasinda mukemmel bir sekilde kamufle olmus halde muhtemelen farkinda bile olmadigi sehvet dolu bir irkciliga bogazina kadar batmis bir halde yasiyor.

Almanya'da dogup buyuyen, Avrupa Parlamentosu uyesi olan ve TBMM 25. donem HDP Diyarbakir milletvekili secilen Feleknas Uca'nin milletvekili yemini sonrasi yapilan yorumlar beni dehsete dusurdu. Turkce bilmeyen birinin nasil olup da milletvekili secilebilmesiyle baslayan yorumlar (-ki cok da haksiz bir yorum degil aslinda) bunca sene nasil olup da Turkce ogrenemedigi veya dil bilmeyenin yabanci ulkelerde tuvalet bile temizleyemedigi gibi zir cahil yorumlarla devam etti. Elbette artik toplumca neredeyse kaniksanan, bol kufur esliginde alisilageldik!!! boluculugu, terorist uzantisi olmasi gibi HDP ve Kurt nefreti ile dolu yorumlari saymiyorum bile.

AKP Istanbul milletvekili Ravza Kavakci Kan'in yemini sonrasi ablasi Merve Kavakci'nin 16 yil once ettigi milletvekili yemini sirasinda taktigi basortusunun rengine atfen yazilanlar ve daha da kotusu Kavakci'nin dis gorunusu merkezli igrenc yorumlar olaya cesni katti. Dis gorunus uzerinden alay edilme, hakarete ugrama ve asagilanma dalgasindan Apo'nun yegeni HDP Sanliurfa milletvekili Dilek Ocalan da kurtulamadi elbette.

Ayni gun bir diger saldiri duragimiz mecliste Istiklal Marsi okundugu esnada dudaklariyla marsa eslik etmeyen HDP milletvekilleriydi. Selahattin Demirtas haricinde hicbir HDP'li vekil marsa eslik etmiyordu. Bu boluculerin, bu terorist uzantilarinin meclis genel kurulunda ne isi vardi? Neyse ki yorum adi altinda videolarin altina turlu hakareti yazanlar bu teroristlere oy vermemisti. Verenler dusunsundu.

Milletvekili secilenlerin hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar devletin resmi dili olan Turkce'yi konusamamalari elbette kabul edilemez bir durum ancak bunu kullanarak yapilan asagilayici yorumlari, hakaretleri ve insanlarin dis gorunusleri sebebiyle alaya alinmalarini kabul etmek hem mumkun degil, hem de bu yapilan dupeduz irkciliktan baska birsey degil. Istiklal marsinda ayaga kalkarak bence gerekli olan asgari saygiyi gostermis olan HDP milletvekilleri, Istiklal marsinin icinde sozu gecen "kahraman irk"a mensup olmadiklari icin gayet dogal olarak eslik etmeyebilirler ve bunun icin hakarete ugramamalari gerektigini dusunuyorum. 

Sonuc olarak edilen yemininin iceriginin ne oldugu veya hangi dilde soylendigi degil sonrasinda bu yemine sadik kalinip kalinmadiginin cok cok daha onemli oldugu Turkce yemin eden ama su ana kadar yemininin tek kelimesine bile sadik kalmayan Cumhurbaskani Erdogan ile kanitlandi. Birakalim yeni donem milletvekilleri islerini yapsin. Onlarin dilbilgisi, dis gorunusu degil kafalarinin icindekiler bizi ilgilendirmeli. Eger yapmazlarsa hesap sorma zamani nasilsa eninde sonunda geliyor. 













Friday, June 12, 2015

"5 Nolu Cezaevi:1980-84" Belgeseli


Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi arasında yer alan DİYARBAKIR Cezaevinde 1980-1984 arasi yasananlarin belgeseli

Yönetmen: Çayan Demirel

Belgeselin tanitim yazisi : 

"Bu belgesel 12 Eylül askeri darbesinden sonra yakın tarihimizin en vahşi devlet terörünün uygulandığı Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi'nde yaşananları gözler önüne seriyor. Belgesel çoğunun Kürt olduğu bu cezaevinde tüm tutuklulara devlet tarafından ne tür akıl almaz sistematik işkencelerin yapıldığını ve nasıl Türkleştirme politikalarının uygulandığını gösteriyor. Dönemin askeri yetkilileri cezaevini bir 'askeri okul' olarak nitelerken tutuklular o dönemi 'vahşet yılları' olarak hatırlıyor. Onlara göre bu vahşetin zincirlerini kırabilmek için de tek bir yol vardı o da direnmek veya kendini feda etmek. Tutuklular zincirleri kırmak için mücadele ettiler ve '5 Nolu Cezaevi:1980-84' belgeseli neredeyse 30 yıl sonra yaşananları tanıkların ağzından bizlere aktarıyor."

***
«  Ben siyasi biri değilim. Bu konularda birikimim yok. Ama 12 Eylül, Kürt sorununa herkesin dikkatini çekti, bu sorunu dünyaya duyurdu. Cezaevindeki vahşet olmasaydı, Kürt meselesi bu ülkede bu kadar erken açığa çıkmazdı. Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanları birer militan haline getirdiler. Bunların %80'den fazlası dağa çıktı. İnsanın oradaki vahşeti gördükten sonra normal yaşama dönmesi çok zordu. "PKK hareketi 1984'te patladı" derler ya, bu tarih, Diyarbakır Cezaevi'nden ana tahliyelerin olduğu tarihtir.»
Selim Dindar -Belgeselde anilarini paylasan donemin tutuklularindan

***

"Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer alan Diyarbakır Cezaevi'nde 1980 - 1984 yillari arasinda, bir baska deyisle 1984'de Eruh ve Semdinli'de gerceklesen ilk PKK saldirisindan cok daha once yasananlar, tanıkların ağzından; fotoğraf, video ve canlandırmalarla desteklenerek çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. İnsanlik onurunu ayaklar altina alan ve insanin kanını donduran bu yaşananlar 30 küsur yıllık sorunu düşündürtüyor. Uzun uzun yazmak yerine belgeseli izlemekte fayda var.

Belgeselin suresi 97 dakika ama her dakikasi beni ekran karsisina civiledi. 


1984 - 2012 yılları arasında guneydogudaki resmi olu sayıları

PKK’nın, 15 Ağustos 1984’te Eruh ve Şemdinli baskınları ile başlayan ve 1984-2012 yılları arasında aralıksız devam eden Türk / Kürt savaşının bilançosu ve ölü sayıları : 

Polis : 550

Asker : 5,000

PKK / Kürt : 21,800

Sivil vatandaş : 6,500

Köy korucusu : 1,500

Şüpheli / Gözaltı sayısı : 203,000

Toplam çatışma ve eylem sayısı : 72,500

Kaynak : 1984-2012 arasındaki dönemde tutulan polis ve jandarma kayıtları.





Wednesday, June 10, 2015

7 Haziran secimleri ve HDP nefreti uzerine...




7 Haziran 2015 secimleri oncesinde Turkiye'de yasayan ve ozellikle AKP/RTE sempatizani cogunlugun bir numarali meselesi Apo'nun icerden cikmasi veya cikmamasi. Ben ve benim gibi dusunen azinligin bir numarali meselesi ise, sadece Turklerin degil, devlet ve ordunun sistematik olarak onlarca yildir iskence ettigi, dillerini konusmasi yasakladigi, sehirde, karakolda veya dagda oldurdugu Kurtlerin hayati da dahil olmak uzere insan hayati, herkese esitlik ve herkes icin demokrasidir. Sehit cenazelerindeki goruntulere aglamamak, kahrolmamak elbette elde degil. Ancak Turk halkinin gormek istemedigi surekli hali altina supurdugu cok daha aci bir gercek Turk devleti ve ordusunun Kurt halki uzerine sistematik olarak yillardir yaptigi fasist baskilar ve resmi devlet terorudur ve bu terorun HDP dusmani kesim icin gecerli tek teror cinsi olan PKK terorunden farki yoktur. Gazetelerin "leş" olarak gosterdigi, asker tarafindan oldurulmus PKK'lilarin da arkalarindan aglayan bir anasi ve belki cocuklari oldugunu, ince bir keman esliginde tabuta sarilip aglayan evlatlarini gosteren videolari olmadigi icin hic aklimiza bile getirmeyiz.


Mahallede kosede sessizce kivrilip yatmakta olan kimseye zararsiz bir kopege tas atarsan, once muhtemelen kacar gider. Mahallenin cocuklari senden guc alip ertesi gun kopegi tas ve sopalarla kovaladiginda kopek eger dis gosterip cocuklardan birini de isirirsa sucu tam olarak kopege yuklemek adaletsiz olur bana gore. Kopege en basta tas atip sonra sopayla kovalanmasina goz yumanlar da sorumludur cocugun isirilmasindan. Devletin yaptiginin bundan hic farki yok bana gore. PKK teroru dogru degildir ama cikis sebebi bolge halkina devletin uyguladigi sistematik zulum ve fasizmdir. Bu kanin durmasi ve soruna silah atarak degil konusarak bulunacak cozum icin HDP'nin 7 Haziran'da mutlak surette meclise girmesi gerekmektedir.


Ayrica su anda memlekette Aponun cikip cikmamasi ve bolunme paranoyasindan cok daha onemli olan, 1000 odali sarayda oturan hormonlu Hitler problemi var. Omrumde hic bir siyasi figurden bu adamdan nefret ettigim kadar nefret etmedim. Onumuzdeki bu inanilmaz boyuttaki buyuk demokrasi, insan haklari ve hukuk ucubesinden kurtulmadikca ulkenin onunu gorebilmesi bence mumkun degil. Bunun da en kestirme yolu HDP'nin baraji asmasidir. Ama sakin yanlis anlasilmasin. Ben oyumu sadece RTE nefreti ile HDP'ye vermiyorum. Bence ulkede halihazirdaki en demokrat parti olarak HDP'yi ve en guvenilir lider olarak da Selahattin Demirtas'i gordugum icin veriyorum. Kendine demokrat diyen herkesin de onyargilarini bir kenara birakip bu adamlarin ne demek istedigini dinlemesi gerektigini dusunuyorum.

Biz senelerce mecburen bize sunulan neyse onla yetindik. Hani yandas medya cok populer bir tabir ya bugunlerde, 80'li 90'li yillarda iletisim bu kadar iyi degildi. Haber, o zamanki "mainstream" medyanin bize sundugu neyse oydu ve mutlak gercek muhtemelen senin onune servis edilen degildi. Simdilerde hemen herkes kameraman. Dunyanin bir ucunda olanlarin tum ciplakligiyla dunyanin geri kalanina ulasmasi 2 dakika bile surmuyor artik. Agri/Diyadin, Yukari Tutek koyunde Nisan ayi ortasinda meydana gelen kepazelik (yaralanan askerlerin ordu tarafindan olume terkedilmesi ve sucun yore halkina yamanmaya calisilmasi) 1980'lerde, 1990'larda olmamistir diyebilen varsa onu bu iyi niyeti sebebiyle tebrik etmek istiyorum burada. Iletisim bugunku kadar hizli degilken guneydoguda olanlari hepimiz bize sunuldugu kadariyla ogrenebiliyorduk ve bu rotasindan sapmis, safti kaymis gercekler yillarca itinayla, ince ince dantel isler gibi beynimize kazindi. Simdi o zamanlarda gercekten olanlari ogrendikce bizim ne kadar kandirildigimizi acik ve net gorebiliyor, bakmak ve gormek isteyenler. Haa, Gormek istemeyenler bir 50 sene daha kafasini kuma gomebilir. Serbest. Kafayi kaldirip bakarsan gercekler orada ve gormek cok zor degil inan.

Tum dunyanin saygi duydugu ve tum yasamini ozgurluk, esitlik ve baskiya karsi gelmeye adayan Nelson Mandela'nin 1992 senesinde kendisine Turk devleti tarafindan verilmek istenen Ataturk Baris odulunu reddettigini ulkede herkes bilir ama nedenine hickimse kafa yormaz. Ben size sebebini soyliyim. Mandela, Turk devletinin, demokrasiye, insan haklarina karsi olan tutumu ve baskici rejimi sebebiyle reddetmistir odulu. Linkini asagiya kopyaliyorum merak edenler icin. Bizim devletimiz maalesef bize yillardir gosterilmeye calisildigi gibi pamuk helva ve sevgi kelebegi degil yani.

http://www.anc.org.za/show.php?id=8472